Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

Görünmez Canavarlar & Shannon'un Hikayesi

Sıkı bir Chuck Palahniuk hayranımı olduğumu biliyorsunuzdur artık. Ve post it'lerle kitaplarımı renklerine göre anlamlı olarak işaretlediğimi.
Arada bir okuduğum kitapları elime bir kez daha alır, post it yardımıyla işaretlediğim bölümleri tekrar okurum.

Az önce Chuck Palahniuk'un bana göre en güzel ikinci romanı olan "
Görünmez Canavarlar"ı elime aldım. Birazcık bakiyim dedim ama kendimi kaptırmışım. O kadar güzel ve etkileyici ki!
Çok derinden vuran, düşündüren bir kitap. Chuck'ın en güzel eleştirisi..
Sizinle biraz paylaşmak istiyorum.
***
Genç ve güzel manken Shannon her şeye sahiptir. Güzel bir kariyer, yakışıklı bir sevgili, para, Güzellik.. Ancak geçirdiği bir kaza sonucu yüzünün yarısı yok olur. Dudaklarından itibaren çenesi dahil yüzü parçalanır. Görünmez bir canavara dönüşür.

Ve artık güzel Shannon peçe takar. Peçesinden nefret eder. Hep bunun ezikliğini hisseder. Artık güzel değildir.
Dudakları yoktur. Gülemez..

Bazen gülmek ister ama sonra der ki;
"Gülebilseydim, ben de gülerdim"
***

Shannon'un ağzından: (sayfa 19)


"Emlakçı kadın sadece peçemi görecek; kahve ve kırmızı renkli muslin ve fistolu kadifeden, gümüş simle işlenmiş tüllü peçe o kadar çok kattan oluşuyor ki, bakanlar içinde kimsenin olmadığını sanabilir. Bende bakacak bir şey olmadığından çoğu insan bakmıyor zaten.

Çünkü görüntüm şunu söylüyor:
Paylaşmadığın için teşekkürler."

(sayfa 77)


"İyi bir peçe evde oturmak kadar iyidir. Dünyadan soyutlanmış, mahrem.
Dib dibe yaşayan insanların bir bakışta sizinle ilgili her şeyi bildiği dünyamızda, iyi bir peçe sizin için film çekilmiş limuzin camı görevi görebilir.
İyi bir peçenin arkasına saklandığınızda herhangi biri olabilirsiniz. Bir film yıldızı. Bir aziz.

İyi bir peçe şöyle der:
Henüz Adamakıllı Tanıştırılmadık.

Artık hiç kimsenin sır saklayamadığı dünyamızda iyi bir peçe şöyle der:
PAYLAŞMADIĞIN için teşekkürler."

Ve son olarak kalbi kırılmış Shannon der ki:
"Güzel olamıyorsam, ben de görünmez olurum."

(Dinle)

Komşu Kızı vol 3

Bkz. Komşu Kızı ve Komşu Kızı vol 2

Arada bir, blog arkadaşlarım "vol 3" yazmalısın diyorlardı, benim de hep aklımdaydı ve dün sıcağı sıcağına dannlık bir olay olunca yazmaya karar verdim.

Komşu Kızı vol 2 adlı yazımda hatırlarsanız "Arkadaş"ımdan örnekler vermiştim. Ve onun hikayeleriyle devam ediyorum.

...devamı, 4. şok:

Dün ablam, rüzgar, ben, arkadaşım ve arkadaşımın ablası birlikte oturuyoruz, sohbet ediyoruz.
Arkadaşım sevgilisiyle kavga etmiş. Biz de teselli ediyoruz. Çocuk mesajları bir güzel uzun uzun yazıp yolluyor, bizim kız sadece bizden yardım istiyor "ne yazıcammm yaa" diye.
En son dayanamadım ben de güzel uzun bir mesaj yazıp, Arkadaşımın telefonuna yolladım.
Ve dedim ki;

Mia: Bu mesajı aynen ona yolla.
Arkadaşım: Peki şimdi burda, gelen kutusunda mesajın yukarısında Mia yazıyorya,
İlet diyince Mia yazısı çıkmicak di mi?
Dannnnnnnnnnnnn!

Panikliyor bir de çocuğa benim attığım mesajı yollayınca Mia yazıcak diye.. cık cık.

5. şok:

Ablam, ben ve arkadaşım Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın muhteşem filmi Karagözlüm'ü izliyoruz. Filmde de şöyle bir sahne var.
Türkan Şoray'ın bestesi çok beğeniliyor ve Amerika'ya davet ediliyor. Ama meşhur bestecisi olmadan gidemicek. Türkan, Kadir İnanır'ın sağkolu Müjdat Gezen'e ağlıyor, dert yanıyor,

"nasıl gidicem besteci olmadan Amerika'ya" diye..
Kendisini sadece Amerika'ya gitmek için kullandığını düşünen Kadir İnanır ise nefret ve sinirle Müjdat Gezen'e diyor ki;

Kadir İnanır: Hanfendiye Amerika pasaportu olmadığımı öğreticem!
(ve yine her zaman ki gibi düz mantıkla düşünen arkadaş diyor ki..)
Arkadaş: Nasıl yani?? Pasaportu yok diye mi gidemiyor?!
Dannnnnnnnnnnnn!

6. şok:

Arkadaş 2 sene önce, dershaneye gidiyor. Derslerden Tarih. Konu ise Haçlı Seferleri.
Ama bizim kız lise boyunca dersleri artık nasıl bir önyargıyla dinlediyse o yaşına kadar Haçlıları Müslüman sanıyor! Ve bir de bunu derste söylüyor..
Osmanlı'yla Haçlı savaşlarını dinlerken hayrete düşen Arkadaş;


Arkadaş: Ama hocammmm, nasıl olur..? Neden neden Haçlılarla savaşıyoruz kiii?
Öğretmen: Nasıl neden?
Arkadaş: E haçlılarda müslüman. (ya bırakhh ya)
Öğretmen: (şok olmuş bir şekilde) Müslüman?!
Sınıftakiler: kih kih kıhh ohaa yuhhh... (ve türevleri)
Arkadaş: (bi de bari mantığını açıklama di mi? ama duramıyor ve)
Hocam ben hani Hacca gitmekten Haçlılar diye düşünmüştüm..
Dannnnnnnnnnnnnnnnn!

7. şok:

Ablam, arkadaş ben bu sefer de şu çok sevimli penguenlerin dans ettiği Neşeli Ayaklar animasyon filmini izliyoruz. Bizim penguenler biraz bir dans edicek gibi olsa, Arkadaş aşırı derece hayretle şaşırıp "nasıl olur yaaa" diyor.
Ve en son bombayı patlatıyor.

Arkadaş: Yaa kızlar süperrr penguenler nasıl böyle rol yapmışlar yaa!
Ablam, ben: Hı..?
Arkadaş: Çok güzel rol yapmışlar diyorum, hani nasıl eğitmişler yaa..
(bir de konuşurken aklına geliyor saçmaladığı ama hala inatla o penguenlerin gerçek olduğunu sanıp)
Arkadaş: Hayır o değil de nasıl konuşuyorlar? Şey mi dublaj mı yapmışlar nasıl olmuş.. :S?
Ablam, ben: Onlar gerçek değil.. Animasyon bu.
Arkadaş: Nasıl yani?! Bu penguenler gerçek penguenler değil mi??
Dannnnnnnnnnnnnnn!

Hayır bir an "Neden penguenler ingilizce konuşuyor da türkçe konuşmuyor?" diye sorucak diye de korkmadım değil.
***

Son olarak bir Bayram anısı.
Dün kapı çaldı. Biri kız, biri erkek 2 tane sevimli çocuk bana son derece tatlı, sevimli gülüşleriyle,
"İyi Bayramlaaaaarrrrr:)" dediler.
Ben de onlar kadar sevimli olmaya çalışıp,
"Size de İyi Bayramlaaarr:)" dedim ve şekerliği uzattım.
Şekerleri gören çocuklar biraz burun kıvırıp birer tane şeker aldılar. Ben de,
"aa alın bir kaç tane daha" diyince, birbirlerine bakıp,
"ehhh alalım bariiiii" dediler. Memnuniyetsizce şekerleri aldılar.
Kapıyı kapattım, ve delikten izledim.

Duvara yaslanmış, bizim kapı komşunun kapısına bakarak dediler ki;
"Belki burda çikolata vardır."

Bu da benden. Dinleyin.