Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

Komşu Kızı vol 4

Bakınız: Komşu Kızı vol 1, vol 2, vol 3

Ne kadardır Komşu Kızı vol 4 yazmak istiyordum ama elimde malzeme yoktu. Taaa ki düne kadar!
O kadar bahsettik, komşu kızının sevgilisini yazdık derken dün akşam Komşu Kızı aradı bize geleceğini söyledi. Ve vol 4 yazısını yazmam için bizde sadece 1 gün kalması yeterli oldu.
***

Nil'in Kelebekleri kitabımı gördü. Nasıl? dedi. Ben de anlattım. Hatta Bir Kadının Saçını Yaşama Hakkı yazısını ona da okuttum ve birden çok heveslendi.
"Ben de alıcam!" dedi.

Yalnız kitap şurda gördüğünüz gibi renk renk. Ben yeşil rengini aldım ama ona istediği rengi alsın diye önceden söyledim. Buyrun.

Mia: Mavisi, yeşili, pembesi, sarısı.. var. Sen istediğini al.
Komşu Kızı: Hangisi daha güzel?
Mia: ... Ne biliyim. Ben yeşilini aldım ama sen hangi rengi seviyorsan onu al.
Komşu Kızı: Ama yeşilinde daha mı güzel yazılar var?

Dannnnnnnnnnnnnn!

Bizim komşu kızı renklere göre içindeki yazıların da başka olduğunu zannetti.. Sonra ben öyle bir bakış atınca sonunda anlayıp şöyle söyledi:

- Ha kitap aynı di miiii? İçi hep aynı ama dışı farklııı? ha okeeeyyyy (sonunda)
***

Ablamla şeyi konuşuyorduk dün. İşte uzaya gönderilen mesajları. Ablam bayaa heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyor. Sonra aldı eline kağıt kalem çiziyor. Şu gezegen bu gezegen diye derken komşu kızı "bizim (ablamla benim)" uzaya mesaj gönderdiğimizi zannetti. Evet zannetti bunu..

Komşu Kızı: Nasıl yolladınız? Ne zaman yolladınızz? Yaa bana da söyleyin uzaya nasıl mesaj atılıyoooorr?

Dannnnnnnnnnnnnn!
***

Dün gece bir yandan sohbet ediyoruz bir yandan da Disko Kralını izliyoruz. İşte Feyyaz diye bir çocuk var ya elinde gitarı böyle donuk donuk hareketler, gülmeden konuşmalar, garip danslar falan yapıyor.

Neyse şarkı söylicekti. Söylemeyince Okan Bayülgen araya girdi.

Okan Bagülyen: Feyyaz canlı söylemeyi tercih etmiyor.
(Bu arada feyyaz donuk donuk duruyor. Feyyaz'ın bu sessizliğini gören komşu kızı..)
Komşu Kızı: Hııı cansız söylüyooor.

Dannnnnnnnnnnnn!

Ayrıca ne kadar malumatfuruş sorusu varsa hepsini ciddi ciddi okuyup cevap verdi bir de şıklara sinirlenip;

- Ne kadar saçma şıklar var yaaa ne saçmalıyorlaaar?! cık cık cıkkkk dedi...
***

Bu anlatacağım şey yazın olmuştu..
Bir gün hep birlikte Taksim'e canlı müzik dinlemeye gitmiştik. Bizim komşu kızı her şarkıya eşlik ediyor. Bilmiyor ama sallıyor. Hayır bir de yabancı şarkıları sallaması daha da acı..

Çalan şarkı:
Pretty Woman

Bu şarkının nakarat kısmını düşünün. Hani şurası;
"Prettyyy Womaaann, walking down the street"


Bizim komşu kızı nasıl sallıyor dersiniz?
"Villee Valooooo, walking down the street"

Dannnnnnnnnnnnnnn!

Komşu kızının ablası Ville Valo hayranı ve evde her yerde posterleri var. Evde sürekli bu adamın adı geçiyor, yani bizim kız bu isme aşina.

Ama nasıl nasıl nasıl yaa?!
Orda Pretty Woman derken nasıl aklına Ville Valo diye sallamak gelir. Hala bilmiyorum..
***

Bir de bu kadar olaydan sonra gelmiş ablasının hostes olması üzerine sorulan "iç hat mı dış hat mı?" gibi sorulara sinirlenip;


- Uff bu insanları anlamıyorumm! Hiçbir şey bilmiyorlar ya, hiç-bir-şey! diyor..

Eee napıcaksın. Komşu Kızı.

Komşu Kızı'nın Sevgilisi

Komşu Kızı yazılarımı bu linkten görebilirsiniz:Komşu Kızı vol 3

Şimdi öncelikle komşu kızı için bazıları "gerçek mi?" diye sordu, inanmadı. Ya da sonra inandı. Ama ısrarla hep gerçek olduğunu söyledim. Hatta karşı apartmanımızda oturuyorlar şu an. Sürekli görüşüyoruz. Ama gelin görün ki bu aralar komşu kızımız hiç pot kırmıyor. Ben de bir vol 4'ü henüz yazamadım. Dün bunu ablamla konuşurken birden bir ampül yandı ve ikimiz birden
"Neden eski sevgilisini anlatmıyorsun ki" olduk!

Çünkü hayatımızda böyle yalancı bir insan görmedik ve bu yalanlara ancak Komşu Kızıinanırdı!
Şimdi bu anlatıcaklarıma da inanmayabilirsiniz ama ben bu kişiyle, bu yalancı sevgiliyle aynı masada oturup yemek yedim, düşünün.
***

Komşu kızı o zamanlar polislik sınavlarına hazırlanıyordu ve durmadan chat'e giriyordu. Polis_84 gibi isimli biriyle konuşmaya başladı. Ve saf komşu kızı o nicke sahip birinin gerçekten polis olduğuna inandı. Çocuk da ona polis olduğunu, yeni işe girdiğini, 6 aylık polis olduğunu, ve komiser olduğunu söyledi. 6 ayda komiser olunuyor evet..
Dannnnnnnnnnnnn!

Sonra buluşmaya başladılar ve hemen sevgili oldular. Biz ısrarla o kişinin polis olmadığını, onu kandırdığını söyledik ama bize küstü falan. Neyse bir gün bizi sevgilisiyle tanıştırdı.

Ablam: Sen 6 ayda nasıl komiser oldun?
Yalancı Sevgili: Ya şimdi ablacım bizim görevde fazla kişi yoktu. Benim de amcam komiser. Dağa çıkmak zorunda kaldık. Beni başlarına atadı.
Ablam, ben, herkes: .......... (inanmaz gözlerle)
***

Bir gün komşu kızıyla sevgilisi çok fena kavga ettiler. Ve çocuk aynen şöyle bir mesaj attı.

"Bak komşu kızı, şu an mayının üstündeyim. Ve sana mesaj atıyorum. Hareket etmemem lazım. Seni çok seviyorum ne olur affet"

Mayının üstündeyim..
Dannnnnnnnnnnnnn!

Ve komşu kızına yakışır bir edayla bizim saf kız ağladı.
"Kızlaaaar mayına basmış şu an mayının üstündeymiiiş :(" diye..

Biz bir güzel dalgamızı geçince komşu kızı bu olayın üstünden haftalar geçince dayanamadı sordu. Nasıl anladın mayın olduğunu, nasıl patlamadı falan diye.

Yalancı sevgilinin açıklaması:

"Şimdi sevgilim. Yürüyordum çıkırtt diye bir ses duydum. Öyle kaldım. Hiç hareket etmedim. Sonra bomba imha ekibi geldi. Kurtardılar sevgiliniii"

çıkırt diye bir ses, bomba imha ekibi..
***

Neyse bir gün yalancı sevgili polislik yalanları daha fazla sürdürememiş olucak ki işten atıldığını söyledi. Komşu kızı yine ağladı üzüldü. Meğer dağda bir göreve vermişler bizim sevgili işi kabul etmemiş diye işten atılmış...

Ama komşu kızı artık inanmamaya başladı ve çocuk da buna bir dolu word'de kendi yazdığı şeyleri belge diye gösterip "bak polistim ben gör gör!" diye komşu kızını suçlu hissettirdi.

Neyse sonunda ayrıldılar. Ve yalancı sevgili iş başında. Durmadan mail atıyor beni affet diye ve son nokta.

"Beynimde tümör var. Ben hastayımm.."
Dannnnnnnnnnnnn!

Buna da komşu kızı inanır gibi oldu. Sonra yalancı sevgili baktı ki barışmıyor B planına geçti ki bence en saçması buydu.

Bizim komşu kızını bir gün msn'e "hemsire_esra" diye biri ekledi. Bu yalancı sevgilinin hemşire bir ablası var ve adı esra..

Ve saf komşu kızı gerçekten ablasıyla konuştuğuna inanarak bu sözde ablasıyla tam 1 ayboyunca msn'de konuştu.
***

Baktı ki abla olarak da barıştıramadı ve abartarak şöyle söyledi.

hemsire_esra: Komşu kızı Kaan öldü.
Komşu Kızı: Neee?!
hemsire esra: Bari mezarına git kemikleri sızlamasın bari bunu yaap!
Dannnnnnnnnnnnnn!

Bizim komşu kızı en son dayanamayarak yalancı sevgilisinin evini aradı:

Sevgilinin Babası: Alo?
Komşu Kızı: Kaan'la görüşücektim.
Sevgilinin Babası: Kaan? Bu evde Kaan diye biri yok..
Komşu Kızı: Nasıl olur. Sizin bir oğlunuz yok mu (tarif eder bilgiler verir..)
Sevgilinin Babası: Hee sen Ahmet'i diyorsunn.. (isimleri sallıyorum) Benim bir tane oğlum var onun da adı Ahmet..
Dannnnnnnnnnnnnn!

Komşu Kızı: (tabi şok olur ama çaktırmaz) Neyse işte, oğlunuz bana öldüğünü söylüyor?
Sevgilinin Babası: Yaa o öyledir biraz yalancıdır kızım.. neyse ben onunla konuşurum. (bakın oğlunun yalanına şaşırmıyor)
***

Ve burdan sonrası daha da garip.
Ölen sevgili bunları öğrenip sinirlenir ve hemsire_esra adresinden Komşu Kızını bir güzel azarlar.

hemsire_esra: Sana inanamıyorum beni babama nasıl şikayet edersin!
Dannnnnnnnnnnnnnn!
***

Aradan bir yıl geçer ve ölmeyen sevgili artık kendi adresinden her şeyi itiraf eder. Polis olmadığını. Hemşire Esra'nın ablası değil de kendisi olduğunu.. Hepsini onu çok sevdiği için yaptığınııı..

Şimdi de değişen bir şey yok. Tek değişen şey artık hemsire_esra değil de kendi adresinden bizim Komşu Kızına mailler atması..

" 1 Eylül'de evleniyorum. Düğünüme beklerim Komşu Kızı.. Adres: ....." (hayır bir de düğün salonu adresi veriyor)
Dannnnnnnnnnnn!
***

Sonuç: Tabi ki evlenmedi.

Arada bir soruyorum "bu aralar ne gibi şeyler yapıyor?" diye.
Komşu Kızı'da gülerek anlatıyor "En son evleniyordu" gibi.

Evet böyle bir insan var. Böyle bir manyak var ve biz olmasaydık Komşu Kızı ona hala inanıyor olucaktı. E adı üstünde, Komşu Kızı.

Akustik Popçu

Bu başlıkta bahsettiğim kişi ablamın yeni sevgili adayı. Bakın hala aday diyorum çünkü henüz sevgili olamadılar. Bu akşam buluşucaklar ve ablama göre son buluşmaları olucak. Neyse biraz geçmişe gidelim..

Geçmiş dediğim bundan 6 - 7 ay öncesine. Yazın ablamla birlikte bizim evin yakınındaki canlı müzik çalan yere sürekli giderdik. Canlı müzik dinlerdik, bir kaç bi şey içerdik, eve gelirdik ve çok eğlenirdik. Derken bir gün yeni birisi geldi..

Şu ana kadar dinlediğimiz en güzel canlı müzik programı yapan nam-ı diğer Akustik Popçumuz. Ben ona öyle diyorum çünkü bir insan sadece bir akustik gitarıyla tüm şarkıları çalabilir mi? Gerçekten çok güzel çalıp, çok güzel söylüyor.

Bir de konuşmasında o S harfi olayı var. Hani peltekimsi bir S. Yankılı bir S. Şarkı bitince "Ssssssaluun" diyen bir S.
Tam bir akustik popçu yani.

Sonra ablamla tanıştılar, bir kaç kere dışarda buluştular ve çocuk daha sonra hiç aramadı. Ablamı Sürekli atlattı. Resmen görüşmek istemedi ve ablam bayaa bir aşk acısı çekti. Sonra aylar geçti. Kış geldi. Ablam unuttu. Biz daha onu dinlemeye gidemedik derkenn 1 ay önce akustuk popçumuz ablamı her gün aramaya başladı. Her gün mesaj attı. Ama her gün her gün her gün..

Ablam da onu dinlemeyi özledi, onunla tekrar konuşmak görüşmek istedi.. Ve barıştılar.

Şimdi anlatacağım olay bana çok komik gelen bir olay. Tamam çok güzel gitar çalıp, söylüyorsun. S harflerin de gerçekten tam bir popçu gibi. Şarkı bitince peltek peltek S harflerinle "Sssssaaluuunn" diyorsun ama mesajlara niye yansıtıyorsun? :)

Geçen gün akustuk popçumuz ablamı akşama kadar aramış aramış, ablam bir türlü telefonu açmamış. En son çocuk dayanamamış mesaj atmış. Ve mesaj konusu "neden aramıyorsun?" gibi bir şey olucak ama komik olan, onun yazdığı cümle.

S harfleriyle birlikte akustik popçumuzun attığı mesaj.
Altı üstü bi "neden cevap vermiyorsun?" ya da "neden aradığım da açmıyorsun?" konulu bir mesaj atıcak ama bakın şairane popçumuz ne yazdı..

- Anlamadım ki Sssessizliği..

Tamam sessizlik yazarken S harflerini öyle uzatmamıştı ama eminim söylese öyle söylerdi. O tonlamayla o pelteklikle falan.. Bence çok komik bir mesaj ya! :)
***

Bir de bu aralar şuna taktım. Yeni
Vanish kosla reklamı.. Sorsan "noter huzurunda" adı altında bir reklam. Tamam anladık noter huzunda, tamam anladık lekeleri haklıyorsunuz ama neden adamı;

"- Noter Beyi buraya alalım" diye çağırıyorsunuz..

Noter bey.. Lekeleri haklamak.. Of off.
***

Son olarak sinirimi bozan bir konu.
Leonardo Di Caprio bu sene de Oscar'a nasıl aday olamaz?!
Oscar almadan ölürse ben de ölücem gözüm açık gidicem ya.. Yapmayın, etmeyin.. Bari aday olsun.. Bak çok sinirlendim yine. O kadar da
Inception dediniz. Nerde?