Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

Faranjit - Fundamentals

Sonunda pes ettim doktora gittim. Sonuç; sinüzit ve faranjit olmuşum. Doktorun yazdığı 3 kutu hap ve burun spreyini alıp eve geldim. 10 gün boyunca sabah akşam ilaçlardan içicem. Bu saçma hastalıklarla savaşıp, onları yenicem.
***

Hayır hastalığın adı bile garip. FARANJİT. Şimdi herhangi bir kelimede genelde "F" harfi olmaz. Bu "A, E, K, N, R..." gibi bir harf değil ki. F yani. Az ve özdür. "J" zaten isim - şehir oyununda bile çuvalladığımız bir harf derken sen gel, bu iki az kullanılır harf bir kelimede toplan, faranjit ol.

Bu kelimeyi ilk duyduğum anı hatırlıyorum. Lise 1'deyim. Zuhal'le sıra arkadaşıyım ve ders içinde sürekli yazışıyoruz. Yine rutin yazıştığımız günlerden bi tanesi.

Zuhal: Faranjit oldum :(
Mia: Faranjit mi? Aaa bu kelimeyi ilk defa cümle içinde kullandım.

demiştim hiç unutmam. O zamandan beri garip gelir ve artık cümle içinde kullanmayı bırakın, dilimden de düşmüyor.

Kısacası; faranjit olmuşum! (hala yazarken garipsiyorum yahu bu kelime bir tek bana mı garip geliyor?)
***

Çanakkale'den Rüzgar geldi. Yarın gidiyor. Ve bu günlerde bol bol kız dedikodulu günler yaşadım. Sabahlara kadar Rüzgar'la sohbetler edip, eski günleri konuştuk. Bazen ergenliğimize geri dönüp Şeker Kız Candy'deki Terry'ye olan aşkımızdan bahsedip kendimizle dalga geçtik. Kız arkadaşlar iyi ki varlar!
***

Dün Cem Yılmaz'ın Fundamentals gösterisine gittik. Sesimiz kısılmadı ama çok güldük. Çok çok güzeldi. Fakat gitmeden önce babam almış olduğu korsan dvd'sini bize gösterip "ne gerek var sinemaya gitmeye. akşam hep birlikte izleriz" dedi. Tabii biz babamı dinlemeyerek sinemaya gittik.

Her neyse akşam eve geldik. Babama anlatıyoruz "öyle güzeldi, böyle güzeldi" diye. Babam da hemen "ee ne olmuş ben de şimdi izlicem" diyerek bir heves korsan dvd'sini açtı. Ama o da ne? Ses yok! Yani var ama bildiğin boğuk. Hiçbir şey anlaşılmıyor. Babam yüzü atmış bi şekilde cd'yi çıkarırken şöyle dedi.

- Ama adama sordum "çok net abi" demişti.

Dannnnnnnnn!

Sonra yarım kalan Cem Yılmaz hevesini gidermek için Bir Tat Bir Doku gösterisini açtı. Biz de babamla sabah 5e kadar bir güzel -bilmemkaçıncıkez- izledik. Bir Tat Bir Doku bana göre efsane. Herkes izlesin!

Tezat enteresan ki, enteresan olmasa tezat olmaz.
***

Ben şimdi gittim, Rüzgar gidince gelicem. Siz de bu arada Cem Yılmaz'ı izleyin.

Bu da şarkı.

Mia'nın Ev Yılbaşısı

Günlerdir bilgisayarı uzun süreli açamadım. Yılbaşından önce de yazamadım hatta sonra da yazamicam galiba derken hadi Mia, iş başına! dedim ve geldim. Özetle; yılbaşını evde annem ve komşu kızıyla geçirdim. Çok ama çok eğlendim.
***

Günler yaklaştıkça herkes bir planlar, programlar, yılbaşında ne yapıcaksın soruları. Benden de hiç bıkmadan usanmadan "evdeyim" yanıtları.

Yılbaşı günü ablam işte, kardeşim arkadaşlarıyla, ben de annem ve babamla evde olucaktım. Sıfır plan, sıfır hazırlık ve canım televizyonumuzla birlikte 3 - 2 - 1 diye sayıcaktık. Sonra bir iki sarılma, yeni yıl dilekleri derken hoop uykuya. Ev yılbaşısı planımız tamamen buydu.
***

Malum gün pijamalı pijamalı, elimde telefon, sıkılmış bir şekilde twitter'da dolanırken cips yiyemeyen kız'ın "Babam böyle meze yapmayı nerden öğrendi. Hep yılbaşı olsun biz bunlardan yiyelim." başlığı altında paylaştığı şu fotoğrafı gördüm!

Allahım o ne güzellikti! Evde bile olsa neden bizim masamız boş olsundu? Hemen gaza gelip cipsime sordum. Şu beyazlı olan ne, kırmızı olan ne. Tek tek açıkladı canım cipsitom. Bi de ağzından"şu beyazlı olan da rus salatası" gibi bir cümle çıkması sonrası kafamda hemen ışık yandı! Ta taaa. İçlerinden tek yapabildiğim ve en çok sevdiğim meze olan rus salatasını yapmaya o an, o dakika karar verdim.

Patatesler haşlanırken, gittim bir güzel makyaj yaptım. Pijamalardan kurtuldum. Başıma da geyikli tacımı taktım. Yılbaşına hazırdım.

Sonra bakkala gittim. Ufak çaplı bir çerez, alkol alışverişi sonrası rus salatamı yaptım. Annem sigara böreklerini yaparken ben de masayı hazırladım derken amcam aradı. Morali bozukmuş, dışarı çıkmış, babamı  istiyormuş. Babam da abimi yalnız bırakamam diyerek ilk defa bir yılbaşında bizimle olamadı.

Biz annemle şaşkın şaşkın birbirimize bakarken, Aman napalım. Biz de bu sene yeni yıla 2 kız birlikte girelim dedik. Daha da bir hevesle minik masamızı hazırladık ve televizyonun karşısına kurulduk.


Tatlı tatlı sohbet ederken Komşu Kızı'nın ablası aradı. Kavga etmişler, ablası evden çıkmış, Komşu Kızı tek başına evde kalmış, ağlıyormuş.. Bu ne demekti? Yılbaşına 3 kız birlikte giricez demekti!

Hemen Komşu Kızı'nı aradım ve bize davet ettim. Ağlak ve çekingen bi şekilde bize geldi. Sonrası bol fotoğraf, sohbet, muhabbet.

Annemin bize ince ince dilimlediği ayvaları yerken ve O Ses Türkiye'yi izlerken yeni yıla girdik. En güzeli de tam saat 12'de telefonuma gelen mesajdı..

Annem uyuduktan sonra masamızı kaldırdık ve oje kutumuzu yanımıza aldık. Bir yandan sohbet edip, bir yandan ojelerimizi sürüp, kendimize bakım yaparken saat akıp geçmişte bizim haberimiz olmamış. En son baktığımda saat 6'ya geliyordu.

İşte ben böyle bir yılbaşı yaşadım. Evde, sessiz sakin ama güzel bir gündü. Buraya yeni yazı yazmadığım halde beni hatırlayıp yeni yılımı kutlayan blog arkadaşlarıma, mail atanlara çok teşekkür ederim. Beni nasıl şımarttınız.

Hepinizin yeni yılı kutlu olsun! Umarım 2013 için dilediğiniz tüm dilekler gerçekleşir.
***

Konuyla alakasız ama yazmazsam çatlarım. Bir önceki -sinemayla ilgili olan- yazımda size şu cümlelerle tavsiyelerde bulunmuştum.

"Klişe aksiyonlardan hoşlanıyorsanız Tom Cruise'nun yeni filmi Jack Reacher'a, görsellikten hoşlanıyorsanız yakışıklı Brad Pitt'in yeni filmi Killing Them Softly'e gidin."

Ve bunları yazdıktan sonra o 2 filme de sinemaya gittim, izledim. Fikrimi değiştirdim. Şimdi de size şu cümlelerle tavsiyede bulunuyorum.

Jack Reacher'a sakın gitmeyin. Olmamış, basit, kötü bir film. Fakat Killing Them Softly'e kesin gidin! Benim için bu senenin Moonrise Kingdom'la birlikte en iyi filmi! Önceden uyarmam gerekirse yavaş ilerleyen filmleri sevmiyorsanız sıkılırsınız. Ama ben yine de söyliyim. Demedi demeyin. Şahane bir film.
***

Bu arada bir kağıt köşesine atacağınız ilk tarihi yanlış yazmayın. Aman orayı 3 yerine 2 yapmayın. 2012'yi unutup 2013'ü sevin, kucaklayın.

Bu da şarkı.