Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

Organize İşler bunlar..


Bu filme oldum olası bir uyuzum vardır. Hani hiç sevemedim. Tam olarak izlemedim de. Böyle sevmem kısaca. Sonra bugün televizyonda veriyordu. Öylesine bakıyorum derken baktım filmden kopamıyorum. Reklam arası veriyor. Kanalı değiştirmiyorum sırf kaçırmiyim diye. Filmi resmen beğendim (bir kaç gereksiz sahne dışında) Dialoglar muhteşem. Hele Demet Akbağ veAltan Erkekli'nin karakterleri ve dialogları çok güzeldi.

Bir de "filme fazla gülmedik" olayı var. E güzelse sırf gülmedin diye yorum bu mu olmalı? Ama tabii filmi beğendiysen, sırf gülemedin diye filmi kötülüyosan diye konuşuyorum.

Sonra düşündüm ki Guy Ritchie yapsaydı bu filmi severdik ya neden şimdi sevemiyorum. Bu filmde aynen Snatch gibi Lock Stock and Two Smoking Barrels gibi dialog üzerine kurulmuş bir film. (tabi kat kat kat kat zayıf ama çok ciddiyim guy ritchie yapsa severdim, severdik)

Bizim süpermen Samet(tolga çevik) intihar edeceği sırada diğer kötü adamlardan kaçan Asım (yılmaz erdoğan) sametin kapısına vurur aç kapıyı diye tıklar durur. yufka yürekli süpermen dayanamaz kapıyı açar. Asım'ın hayatını kurtarır.. Filmin ilerleyen sahnesinde şöyle de bir şey söyler:

-Asim abi, teşekkür ederim, her şey için. Aslında ben senin hayatını kurtarmış sayılmam. Ben sana kapıyı açmasaydım bir başkası mutlaka açardı. Ama sen benim kapımı gelip çalmasaydın başka kimse çalmazdı. Anlıyor musun?

Soundtracki için:
http://fizy.com/s/1ai6mi

7 yorum:

  1. "Sen kapımı çalmadan önce ben kendimi intihar etmek üzereydim kendimi de denmez ya belki de bu yüzden"

    Yılmaz Erdoğan şair olmanın verdiği kuvveti kullanıyor dediğin gibi eğer bu bir Guy Ritchie filmi olsayda . Cem Yılmaz Oscarı en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında alabilirdi :)

    YanıtlaSil
  2. Ben filmi ilk izleyişimde beğenmiştim. Hem çok gülmüş hem de Yılmaz Erdoğan'ın örneklediğiniz tarzdaki seçme cümleleriyle kendimi filme iyice kaptırmıştım. Beni en çok etkileyen ise o harika helikopter çekimi İstanbul görüntüleri arkasında Brooklyn Funk Essentials ve Laço Tayfa albümünün taptığım İstanbul Twilight parçası çalıyor olmasıydı. E böyle bir ziyafetle başlarsa bir film, oturup izlemekten başka ne yapılabilir ki. :)
    Sonunda beğenmene sevindim... :))

    YanıtlaSil
  3. şeyi izlesene.

    shotting fish. oltada balık çantada keklik.

    nefis bir ingiliz komedisi.

    indirirsin.

    YanıtlaSil
  4. not ettim.. Kesin çok beğenicem öyle geliyor

    YanıtlaSil
  5. Hahaha...Ben de uyuz oluyordum hatta oluyorum, olacağım :-P Başlangıcını izlediğimde pek hoşuma gitmemişti. Bıraktım hemen bende. Bir de Yılmaz Erdoğan'ın esprileri biraz tuhafıma gidiyor. Yani ne bileyim, öyle bişeyler işte :))

    YanıtlaSil
  6. Senorita, :)

    aynen ben de senin gibiydim ama aslında meğer enfes bir filmmiş :)
    bilmem bi daha izle belki sn de seversin :)

    YanıtlaSil